GERÇEKLERİN VE YALANLARIN FARKINA VARIN

Onurlu Türk Vatandaşlarını Saygıyla Selamlıyorum

Emanuel Pastreich

Amerika Birleşik Devletleri ve birçok müttefikinin Türkiye’yi gereksiz ve yıkıcı, herhangi bir olumlu sonuç doğurması imkansız ve önemli tehlikeler oluşturma riski taşıyan kısasa kısas çatışmasıyla cezalandırmaya çalışıyor olmasını son derece üzücü buluyorum. Bu strateji Türkiye’yi küçük bir kutuya hapsetmek ve Türkiye’nin potansiyelini kalıcı olarak sınırlandırmak için tasarlanmıştır. Türkiye veya Amerika Birleşik Devletleri’nin politikaları hakkındaki tüm düşüncelerimden bağımsız olarak Türkiye’nin bu şekilde sınırlandırma stratejisinin başarısızlığa mahkum olduğu ve iki ülke vatandaşları arasında kapanması zor mesafelerin açılmasına neden olacağı aşikardır – üstelik iklim değişikliği, bilişim suçları ve biyo-faşizm gibi hep birlikte aşılması gereken konuların olduğu bu dönemlerde.

Ben, politikacıların küçük hedeflediklerine ulaşmak için uyguladıkları küçük politikalarla, her gün oynadıkları küçük oyunlarla ilgilenmiyorum.

Ben, onurlu Türk vatandaşlarına ve insanlık medeniyetinin başlangıcına kadar uzanan temellere sahip Türkiye’ye ile, insanlık tarihindeki ilk en büyük şehirlere, muazzam şekilde organize büyük ölçekli yerleşimlere ev sahipliği yapan ülke ile bağlantı kurmak istiyorum.

Türkiye’de yer alan Göbekli Tepe, ilk büyük medeniyetin büyüleyici izlerini bizlere sunmuştur. Aynı zamanda, Asya’nın ve Avrupa’nın tamamında, Orta Asya’dan Çin topraklarına kadar Türk kültürünün izlerine rastlamak mümkündür. Bu medeniyet, her ne kadar farklı gösterilmeye çalışılsa da en etkili medeniyetlerden biridir.

Eski Hattiler ve Anadoluluların ayak izlerini, Osmanlı İmparatorluğu’nun – eski Mısır Krallıkları’ndan bu yana 600 yıldan uzun süre ayakta kalan tek büyük ölçekli siyasi ve ekonomik sistem — kurumsal ve sanatsal başarılarını simgeleyen Türkiye, hem geçmiş hem de – ben öldükten çok sonraları dahil olmak üzere – gelecek için büyük önem taşımaktadır.

Türk geleneğinde saklı engin bir bilgelik, birçok benzersiz uygulama vardır. Bir bilim insanı olarak, Türkiye’nin köklü kültürü hakkında daha da çok şey öğrenmeyi umuyorum.

Yazılı hukukta evrensel bir standart oluşturmaya yönelik çabalarıyla enternasyonalizm için bir model oluşturan,  Napolyon Yasası ve ABD Anayasası dahil birçok Avrupalıya ve diğer millet vatandaşlarına ilham veren Muhteşem Süleyman’ın ne kadar önemli bir aydın olduğunu iyi biliyorum. Çağdaşlığın İngiltere, Fransa ve Almanya tarafından icat edildiğini ispatlamak isteyen Batılı tarihçilerin, bu gerçekleri yok saymak için ellerinden geleni yaptıklarını da biliyorum.

Muhteşem Süleyman’ın kültür, şiir, mimari ve ressamlığa olan saygısı, Avrupa’da Rönesans döneminin temellerini atacak yeni bir standart oluşturmuştur. Bu kültürel tarihin, bu gelişmişliğin açıkça konuşulması yeni bir iş birliği ve karşılıklı anlayış için doğru platform olacaktır. Doğu ve Batı arasındaki iletişimin en doğru adresi Türkiye’dir. Hayatını Çin, Japonya ve Kore’yi incelemeye adamış bir Batılı olarak, bu iletişimin gerekliliğine yürekten inanıyorum.

Mevcut belirsizlik ve karmaşaların tam ortasında, tüm dürüstlük ve alçakgönüllülüğümle Türkiye’ye çağrıda bulunuyorum, “yeniden başlayalım. Üçüncü bir yol bulalım ki, bizi Birinci Dünya Savaşı’ndakinden pek de farklı olmayan bir krize götüren mevcut yozlaşmış düzenden kaçınabilelim.”

Elbette Türkiye’nin de atabileceği adımlar da var ve tabii ki, bunlara karışmak benim üstüme vazife değil. Türkiye’nin politikalarına yalnızca Türkiye karar verebilir.

Ancak şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, Amerika Birleşik Devletleri’nin yapması gereken, ikili ilişkiye yaklaşımını geliştirmektir.

Öncelikle Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’yi olduğu gibi tanımalıdır. Türkiye’nin köklü ve güçlü bir kültüre sahip bir medeniyet olduğunu, eski çağlardan beri büyüyen, dünyayı saran ve dünya gelişimine önayak olan bir ağaç gibi liderlerine ilham verdiğini kabul etmeliyiz.

Geçmiş 20 yıl boyunca, Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu, Orta Asya, Afganistan, Çin ve Rusya ile yaşanan birçok anlaşmazlıkta kibarca ve dürüstçe Türkiye’nin tavsiyesini ve desteğini talep etmesi gerekirdi. Oldukça kibirli davrandık ve Batı Kültürümüzün üstün olduğuna inandık.

Türkiye, Orta Asya ve Orta Doğu’da giderek büyüyen önemli bir güçtür. Her zaman hak ettiği saygıyı görmeli ve masadaki yerini almalıdır.

Türkiye, yetişkinlerle masaya oturmak için Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’dan izin alması gereken küçük kardeş değildir. Olamaz da! Türkiye başından beri büyük bir güç olarak – ki zaten öyledir de – masada yer almalıdır. Hem ekonomik hem de kültürel açıdan büyük bir güç.

Bu demek değildir ki Türkiye’nin hataları yoktur. Tıpkı ABD’nin korkunç hatalar yapması gibi Türkiye’de hatalar yapabilir. Ancak küçük ve basit politik olaylarla, büyük bir tarih ve uygarlığı asla birbirine karıştırmamız gerekir.

Anlaşamadığımız konularda açıkça fikir belirtebilmeli ve birçok konu üzerinde birlikte çalışmalıyız. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun küresel yönetişim modellerinden çok şey öğrenebilir.

Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye, iki milletin okul çağındaki çocukları arasında, sanatçı ve şairleri arasında birçok ilişki kurabilir. Türkiye’nin Toros Dağları ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Apalaş Dağları’ndaki çiftçiler arasında bilgi paylaşımını teşvik edebiliriz. Louisiana Bayou veya Karadeniz balıkçıları arasında iş birlikleri başlatabiliriz. İnsanlara ve kültüre dayanan bu ittifaklar, silah satışlarının, petrol bağımlılığının ve de küresel şirketler ve yatırım bankalarının hakimiyetinin yarattığı çıkmaz sokaklardan, COVID19 ve diğer araçlarla bizleri köleleştirme çabalarından kurtarmak için yepyeni potansiyeller sunacaktır.

Dünyanın dört bir yanındaki insanların hayatına yönelik bu saldırıya karşı küresel mücadelede büyük Türkiye medeniyetinin tam olarak hangi önemli rolü üstleneceğini bilmiyorum.

Türkiye’nin onurlu vatandaşları, gururlu ve şanlı Türk medeniyetinin mirasçıları, sizlerden bana kulak vermenizi ve bana tavsiyelerde bulunmanızı rica ediyorum.

Bu kitapla birlikte sizlere, kendimi Amerika Birleşik Devletleri’nin bağımsız başkan adayı olarak ilan ettikten sonra yaptığım bir dizi konuşmayı sunuyorum. Fikirlerimi bazen çok iddialı, bazen de ilginç ve safça bulabilirsiniz. Sözlerim ve fikirlerimin, tıpkı büyük İstanbul şehrini tasarlayan ve ilham kaynağı olan Türklerin yaptığı gibi büyük bir özenle ve dikkatle düzenlenmesi gerektiğini biliyorum.

Türkler, dünyayı değiştirme, evrensel ve ilham veren bir kültür yaratma konusunda şanlı bir geçmişe sahipler.

Medeniyet krizi yaşadığımız bu günlerde neler yapabileceğim ve Amerika Birleşik Devletleri’nin nasıl tekrar şaha kalkabileceği hakkında aklıma gelmemiş olan fikirler sunabileceğinizi düşünüyorum.

İlginiz için çok teşekkür ederim.